İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Teknoloji
  3. Endüstrinin Tarihsel Gelişimi Ve Endüstri 4.0

Endüstrinin Tarihsel Gelişimi Ve Endüstri 4.0

Endüstri 3
2

ENDÜSTRİNİN GELİŞİMİ

Günümüzde gerek sosyal medya, gerek geleneksel basın-yayın kanalları, gerek ise internet haberciliğinde çok sık karşımıza çıkıyor. Genellikle otomasyon, robotlaşma, otonom makineler olarak kısaca kestirilip atılıyor ama işin özü çok daha derinde. Endüstri 4.0 bir sanayi devrimi olacaktır.. Hem de tıpkı kendinden önceki 3 sanayi devrimi gibi.

Sanayi Devrimi Nedir? Nasıl Başladı?

Endüstrinin Başlangıcı, Birinci Sanayi Devrimi;18.yüzyılın sonunda ilkin İngiltere’de su gücünün akıllı kullanımı ve buhar makinelerinin keşfi ile ilk kez dokuma tezgahlarında kullanılmaya başlandı ve daha önce tarımda çalışan iş gücü şehirlere göç edip şehirlerde çalışmaya başladı. Makineye dayalı bu üretim şekli ile üretimin niteliği ve miktarı artıyor, basit imalat biçimlerini fabrika üretimi alıyordu. Üretimin artması ile birlikte hammadde ihtiyacı ve bu maddelerin satışına odaklı ticaretin gelişmesine, tüketici ve satıcıların da çoğalmasına olanak sağlıyordu. Bu gelişmeler neticesinde tarım ve hayvancılığa dayalı toplum yapısı değişti ve nüfus hızlı bir artış ile beraber kentlerde toplandı. İnsanların hayat standartları değişti, iyi yönde sosyal ve ekonomik değişimler yaşandı.

Bu gelişme o güne dek insanlık tarihinin refah düzeyini tıpkı kendini takip eden diğer sanayi devrimlerinde olduğu gibi, hiç olmadığı kadar arttırdı.

Bundan yaklaşık 100 sene sonra 19.yüzyılda ise elektriğin devreye girmesi, elektrik mühendisliğinin gelişimi ile İkinci Sanayi  Devriminden söz ediyor olacağız.

Hareket eden ilk seri üretim bandı Ohio’da kullanılmayı başlandı ve elektrikle çalışan motorlar sayesinde seri üretim hatları hazırlandı. Daha sonra Henry Ford’un otomotivde seri üretim bandı projesi ve fabrikaların elektrikle çalışıyor hale gelmesi endüstrinin seyrini hızlı bir şekilde etkiledi.Seri üretim hatları üzerinde çalışmaya başlayan insanlar çok kısa sürede çok daha fazla ürün üretiyor ve netice itibarı ile toplum refahı hiç olmadığı kadar artıyordu.

Yine ilk sanayi devriminde olduğu gibi ikinci sanayi devrimi de toplumun siyasal ve ekonomik tarzını, ihtiyaçlarını derinden etkiledi.Kömür, demir ve çeliğin yanı sıra elektrik, petrol ve kimyasal maddeler üretim süreçlerinde kullanılmaya başladı. Demir yolu taşımacılığının hızlanması ve yaygınlaşması ile birlikte ticaret de aynı ölçüde hızlandı, telefon, radyo ve gazete kağıdı gibi gelişmeler ile birlikte iletişim önemli bir yer aldı ve haberleşme de şekillendi.

Günümüzden yaklaşık 50 yıl önce ise Üçüncü Sanayi Devrimi ile karşılaşıyoruz. 1970’lerde programlanabilir akıllı devreler (PLC) hayatımıza giriyor ve otomasyon devri başlıyor. Üretim giderek artan bir şekilde bilgisayar destekli sistem kontrollerine dayandı.

70’lerin başından günümüze kadar devam eden bu dönemde elektronik, iletişim teknolojilerinin gelişimi ve bilginin daha verimli işlenebilmesi sayesinde üretimin otomasyonu sağlandı. PLC’lerin gelişmesi sonucunda ise otomasyon daha ileri seviyelere taşındı. Tarihsel sürece bakacak olursak;

Üretimin makineleşmesi ,Birinci Sanayi Devrimi,

Üretimin serileşmesi, İkinci Sanayi Devrimi,

Üretimin sayısallaşması ve otomasyonu ise Üçüncü Sanayi Devrimi,

olarak tanımlanabilir.

Yine Üçüncü Sanayi Devrimi dönemi ile bilgisayar, telekomünikasyon, fiber optik, nükleer, lazer, biyogenetik gibi teknolojilerin ve terminolojilerin endüstriyel üretimin içine girmesi ile birlikte, önce endüstride ve buna paralel olarak da toplumun yapısında köklü değişimler meydana geldi. Ulaşım ve iletişim araçlarının globalleşmesi ile birlikte Dünya da aynı ölçüde globalleşti. Ancak endüstride ve toplumun temel yapısında meydana gelen bu denli köklü değişikliklerin her zaman iyiye kullanılmaması nedeniyle bu sürecin en çok gündeme gelen konularından birisi de dünya kaynaklarının hızla tükeniyor olması ve sürdürülebilirlik oldu.

Enerji kaynaklarının kullanımı açısından Birinci Endüstri Devrimi’nde su buharı ve kömür, İkinci Endüstri Devrimi’nde petrol ve elektrik ön plandaydı. Ancak bu kaynakların yenilenemez oluşu, kötü ve plansız kullanımlarından dolayı meydana gelen tahribatlar ve sıkıntılar nedeniyle Üçüncü Sanayi Devrimi’nde güneş, rüzgar, hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynakları önemli bir hale geldi.

İlk üç endüstri devriminde biriken bilgi ve gelişmeler, daha önce insanlığın kullanması mümkün olmayan yenilikler doğurdu ve İnternet, siber sistemler, nesnelerin iletişimi gibi kavramlar da içinde bulunduğumuz durumda Dördüncü Endüstri Devrimi yani Endüstri 4.0’ı başlattı.

PEKİ ENDÜSTRİ 4.0 NEDİR?

İlk kez 2011 yılında Almanya’da Hannover Fuarı’nda bahsi geçti. Aslında diğer devrimlerden farklı, daha soyut bir devrim gibi görünse de mesele bizim bu endüstri devriminin içinde yaşıyor olmamız. Onunla beraber yaşıyor ve öğreniyoruz. Yani bir manada Endüstri 4.0’a tanıklık ediyoruz.

2011’de bir fuarda duyulduğu o günden bu yana çoğu hükümet, endüstrileri için bu fikri ve devrimi destekledi, aynı zamanda gelecek hedeflerini de bu yönde planlamaya başladı.

Yalın olarak Endüstri 4.0, otomasyonun üretimi devralması, nesnelerin birbiri ile yapay zekaları kontrolü ile iletişimi ve üretimin kas gücüne dayalı fabrikalardan robotize ve evden yönetilen fabrikalara devredilmesi olarak incelenebilir.

Endüstri 4.0’ın Amacı Nedir?

Endüstri 4.0’ın asıl amacı birbirleriyle haberleşebilen, sensörler yardımı ile ortamı algılayabilen ve verileri analiz ederek ihtiyaçları fark eden robotlar yardımı ile daha kaliteli, daha ucuz ve daha hızlı üretim yapmaktır.

Her ne kadar ilk bakışta bizi işimizden edecek ya da sadece fabrikaları, üretim hatlarını etkileyecek gibi görünse de Endüstri’nin bu devrimi diğer tüm devrimlerde olduğu gibi, sosyal hayatımızı, toplumun kültürel seyrini ve gelişimini derinden etkileyecektir. Örneğin teknoloji ve endüstrideki bu gelişimler sayesinde istediğimiz bir ürün için başkasının çalışma gücüne bağımlı halden kurtulup, bu ürünü kendi evimizde 3 boyutlu yazıcılar yardımı ile üretebilir hale geleceğiz.

Endüstri 4.0 ile birlikte akıllı üretim tesisleri hayatımıza girecek. Bu akıllı tesisler, özel müşteri isteklerini yerine getirecek ve verimli bir şekilde çalışır hale gelecekler. Günümüzde de kullanıldığı gibi prototip halindeki ürünler 3 boyutlu yazıcılar ile üretilebilecek, böylece hem maliyetler düşecek hem de iş hızlandırılabilecek.

Üretim hatlarında çalışan vasıfsız işçiliği öldürecek ve insanları işsiz bırakacak gibi görünse de bu endüstriyel devrime farklı bir açıdan bakmak da gerekiyor; yeni iş kolları. Hangimiz bundan 15 sene önce ‘Sosyal Medya Danışmanlığı’ gibi bir mesleğin varlığından haberdardık? Ya da hangimiz bundan daha 10 sene önce  ‘3 boyutlu yazıcı operatörü’ diye bir meslek olabileceğini tahmin edebilirdik ki ?

Aynı zamanda değişen endüstriyel ihtiyaçlar ile birlikte eğitim sisteminin de kökten değişeceğini ele alacak olursak bu devrimin hayatımızda ne denli değişiklikler yaratacağını tahmin etmek hiç de zor değil.

Endüstri 4.0 İle Birlikte Bizi Beklemesi Muhtemel Gelişmelere Birkaç Örnek

Tam anlamı ile Endüstri’nin bu dördüncü devriminin gerçekleşmesi ile birlikte bizi beklemesi muhtemel birkaç duruma örnek vermek hem bu devrimin kafamızda yer etmesi, hem de tam olarak gelişmeleri anlayabilmemiz adına bize yardımcı olacaktır.

  • Yaşadığımız binalar, evlerimiz veya ofislerimiz masasından kalkmasına gerek bile kalmadan mimarlar tarafından tasarlanacak ve bu tasarımlar devasa 3 boyutlu yazıcılar ile insan gücü neredeyse gerekmeden üretilecekler. (Boeing firması, 20 yıl içerisinde jet motoru hariç tüm uçak komponentlerini 3 boyutlu yazıcılar ile üretmeyi planlıyor)
  • Otomobillerimizi kullanmamıza gerek kalmayacak. Otonom sürüş yardımı ile sabah hazır olduğumuzda aracımızı kapının önüne çağıracağız ve işimize uyuyarak gidebileceğiz. ( Tesla, geliştirdiği otonom sürüş yardımcıları ile günümüzde dahi bu noktaya çok yakın bir konumda)
  • Yer altı madenleri gibi tehlikeli işlerde robotlar çalışacak, bizler daha az tehlikeli ve daha çok beyin gücüne dayalı işler yapacağız.

Bu ve buna benzer durumlar sayesinde görünen o ki, bu yüzyılın ikinci yarısında insanlar tüm zamanını bilgi sahibi olmak ve beyin gücünü geliştirmek yönünde harcayacak, bu durum da bilgi sahibi olma sürecini inanılmaz bir hızda arttıracaktır.

Yorum Yap

    Yorum Yap