1. Ana Sayfa
  2. Eğitim
  3. Kitle İletişim Araçlarının Dil Üzerindeki Etkileri

Kitle İletişim Araçlarının Dil Üzerindeki Etkileri

kitle iletişim araçları nelerdir

Dil, insanların duygu ve düşüncelerini dile getirmeleri amacıyla ortaya çıkmış bir anlaşma sistemidir. İnsanın zamanla değiştiği gerçeğini göz önünde bulundurursak insanın kullandığı dilin de zamana ayak uydurarak değişime uğradığı tezini ortaya atabiliriz. Çünkü dil dinamiktir, zamana ayak uydurur ve bu değişimin önüne geçilemez. Değişen kültür yapısı, içinde bulunulan siyasi ortam ilk olarak kullanılan dile sirayet eder. Kitle iletişim araçları içinde bulundukları toplumlarda köklü değişikliklere yol açar. Şüphesiz ki içinde bulunduğumuz çağda dilin değişimine neden olan asıl etmen teknolojidir ve teknoloji ile birlikte gelişen kitle iletişim araçlarıdır.

Zamanında insanların uzaya gidip gelmelerini sağlayan, bilgisayarlardan daha ileri bir teknolojiye sahip olan, elimizden bırakmaya cesaret edebildiğimiz anlarda arka ceplerimize koyduğumuz cep telefonlarımız dilin bu denli değişimine asıl katkısı olan unsurlardır. İnternet erişiminden önce, cep telefonlarımız zaman ve kısa mesaj hakkı israfını engellemek amacıyla kısaltmaları hayatımıza soktu. Bir neslin hala etkisinden çıkamayıp kullandıkları ‘tmm’, ‘slm’, ‘nbr’leri birer yeni kelime gibi önümüze serdi.

Teknolojinin dünyayı küçülterek bir kasaba haline getirmesi, Amerikan dizilerinin güçlü tanıtımları, genç kitleye uygun kampanyaların yürütülüşü ile birlikte ayda beş TL farkla sahip olduğumuz Amerikan dizi kanalları, İngilizce kelimeleri dilimize nüfuz ettirmesinin dışında artık ‘4us’ gibi kısaltmaları duvar yazısı olacak kadar hayatımızın tam ortasına yerleştirdi.

Günümüzde Türkiye’de insanların yüzde doksanı internet erişimini cep telefonu ile sağlamaktadır. Cep telefonlarının internet erişimi özelliğine sahip oluşu ile birlikte insanlık sadece bilgisayar üzerinden sosyal medya hesaplarına erişebilme esaretinden kurtuldu. Çevresinden soyutlanıp sosyal medya hesapları ile iletişim kuran insan, yeni kelimeler üretmekten ziyade hâlihazırda var olan kelimelerin anlamlarını değiştirmeye başladı. Bir dergide insanların paylaşmak dendiğinde akıllarına ilk gelenin fotoğraf paylaşmak olduğunu okumuştum. Bir insanla bir derdi, bir mutluluğu veya sevgiyi paylaşmak yerine yalnızca fotoğraf paylaşmanın akla gelmesi kitle iletişim araçlarının dili ne kadar etkilediğini açıkça ortaya koymaktadır. Diğer bir örnek verilecekse o muhakkak ‘stalk’ kelimesi olur, ilk kimin bu kelimeyi bu anlamda kullandığını gerçekten anlayamamakla beraber kendim de bu anlamda kullanıyorum bu sözcüğü. Sosyal medya üzerinden birinin paylaşımları üzerinden onunla ilgili bilgi sahibi olmak için kullandığımız bu sözcüğün İngilizcedeki asıl anlamı ‘gizlice izlemek, sinsice takip etmek’ ki suç kategorisinde değerlendirilir ve sapıklık olarak adlandırılır, kullandığımız anlamla pek alakası olmadığını bir arkadaşıma dile getirdiğimde stalk kelimesinin Türkler tarafından ortaya atıldığını duymuşluğum dahi vardır. Kitle iletişim araçlarının gücüyle hayatımıza giren kelimeler hem dilimize sirayet etti hem de var olan kelimelerin anlamını değiştirdi.

Diğer bir açıdan bakacak olursak ölen bir dizi karakterine cenaze namazı kıldıran bir halkın dilini televizyonun da değiştireceği yadsınamaz bir gerçektir. Ülkemizde, özellikle televizyonda kullanılan dilin gün geçtikçe bilinen dil kurallarından uzaklaştığı rahatlıkla gözlemlenebilir. Toplumu okumak niyetiyle bakarsak Türkiye’de yaklaşık olarak halkın yüzde seksen üçü boş zamanlarını değerlendirmek için televizyon izlemeyi tercih ediyor. Hayatımızı ele geçiren telefonlarımıza rağmen televizyonun Türkiye halkları üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Burada dile en çok etki eden unsurun televizyon dizilerinin olduğu aşikârdır. Dizilerin dili değiştirme etkisi daha kısa süreli olsa da bir dizide sık sık zikredilen kavramların dile yerleşebileceği ihtimali göz ardı edilemez. Yazı diline etki etmese bile izlenilen bir dizideki jargonların veya kelimelerin farklı söylenişinin konuşma diline yerleşmesi pek zaman almaz. Örneğin, Ankara’da büyümüş olduğum için halk arasında bir insana hitap için ‘lan’ kelimesinin kullanılışına aşinayımdır ancak genelde başta Ankara olmak üzere çoğu İç Anadolu şehrinde kullanılan bu sözcük geçtiğimiz senelerde Ankara’da çekilen bir polisiye dizisinin çok sevilmesi üzerine halkın konuşma diline yerleşti. Bunun yanı sıra televizyonda yayınlanan yöresel dizilerde kullanılan lehçe ve ağız özellikleri dizinin yayınlandığı dönemde dile yerleşebiliyor.

Diğer bir örnekle şöyle açıklanabilir ki; birkaç sene önce TRT’de yayınlanan Leyla ile Mecnun dizisi Y ve Z kuşağı tarafından çok izlendi. Diziyi izleyen kitle sevdikleri dizi karakterlerinin söylemlerini taklit etmeye başladı. Taklitler sürekli bir tekrara dönüşünce dizideki söylemlerin dile yerleşmesi kaçınılmaz oldu. Y ve Z kuşakları arasında ‘neden’ sözcüğünün yerine ‘niden’ sözcüğünün kullanılışı buna örnek olarak verilebilir. Dizinin TRT kanalında yayınlanıyor oluşu ve elbette ki yönetimde bulunan iktidarın sigara ve alkole olan net duruşu nedeniyle dizide sigara içmek yerine sakız çiğneme kavramı kullanıldı karakterler sakız çiğnerken aslında o sırada karakterlerin sigara içtiği vurgulandı. Aynı zamanda alkol tüketmek yerine de üzüme düşmek veya meyveye düşmek gibi terimler kullanıldı. Sakız çiğnemek kavramı dizideki aynı anlamıyla sabit kalarak belli bir süre gençler tarafından kullanıldı, bir zaman sonra sigara içmek yerine sakız çiğnemek kavramı kullanılmayı bırakmış olsa da biraz değişime uğrayarak meyveye düşmek sözü yerine alkole düşmek kavramı gençlerin arasında kullanılan bir söz olarak hayatımızdaki varlığını devam ettirmektedir. Televizyonun ülkemizde geniş kitlelere ulaşmada en etkili araç olduğu gerçeğini kabullenirsek dile en çok etki eden kitle iletişim aracı olduğu gerçeğini de buna mukabil olarak kabul etmiş oluruz.

Diğer bir yandan televizyonda haberleri takip etmeyen, dizi izlemeyen genç kitle televizyondaki ve radyodaki müzik kanallarını takip etmektedir. Bu tarz kanallarda sunuculuk görevini üstlenen bireylerin ve vj’lerin tabiri caizse ağızlarını yayarak konuşmaları onları izleyen genç kitlenin konuşma tarzlarına hızla etki etti. Günümüzde kullandığı her kelimeyi fütursuzca uzatan gençliğin asıl müsebbibi bu müzik yayınını yapan kanallardır.

Elbette dilimize giren yabancı sözcüklerin asıl kaynağı tüm yazışmalarımızı, hesaplamalarımızı ve tasarımlarımızı yaptığımız bilgisayarlardır ve tabi ki iş hayatımızdır. Bugün gireceğiniz herhangi bir şirkette çalışmalarını kaydeden çalışanlara nadiren rastlarsınız ancak save edenlerin oranı oldukça fazladır. Gerek kullandığımız bilgisayarlar ve bilgisayar programlarının İngilizce oluşu gerekse evrensel diye dayatılan dilin getirileridir. Toplantıya girmeden önce gerekli ‘check’lerin yapılmasından sonra ‘send’ edilen çalışmaların asıl nedeni dünyayı önümüze seren, işe girer girmez üzerimize zimmetlenen bilgisayarlarımızdır. Bir diğer yandan creative director ve copy writer tarzında Türkçeye çevrilmesi imkânsız mesleklermiş gibi İngilizce isimli mesleklere sahip olduk. Hatta creative kelimesi öylesine dilimize girdi ki yaratıcı olmak yerine hepimizden Türkçe harflerle yazılan kreatif olmamız bekleniyor.

Kitle iletişim araçlarının dile etkileri yalnızca bir dile eklenen veya anlamı değişen sözcüklerle ifade edilemez. Teknolojinin insanlığı birbirine yakınlaştırması, olağan koşullarda iletişim kuramayacağınız bir insanı size ulaşılabilir kılması, teknolojinin hatırı sayılır nimetlerinden biridir. Sosyal mecralar günlük olayları takip etme açısından büyük kolaylık sağlarken birbirini hiç tanımayan insanların siyasi bir olayda karşıt düşünen tek insan olmadığını, kendi düşünce yapısına göre düşünen başka insanların da var olduğunu gösterdi. Yalnızca bir görüşte aynı noktada buluşmak değil de kendi mizah seviyesinde insanları bulma şansını sundu. Böylece sosyal medya kullanıcıları küçük bir kasabada yaşar gibi samimi bir ortam yarattı, kendi mizah anlayışlarını yarattılar. Aynı zamanda gerek harf kısıtlamasından ötürü gerekse video kısalıklarından ötürü kısa cümlelerle ve özlüce kendini ifade etmeyi öğrendi. Oluşan bu samimi ortamda yaş farkı veya kuşak farklılığı neredeyse sıfıra indirgendi. Artık sadece resmiyetle veya kurumsal bir dille insanlara ulaşamayacağını anlayan kurumlar ve siyasiler sosyal medya lisanına hâkim olmayı seçti. Örneğin, içinde bulunduğumuz seçim atmosferi nedeniyle siyasilerin attığı tweetleri veya sosyal medya ağızıyla dile getirdikleri söylemleri örnek olarak verebiliriz. Twitterda uzunca bir süre ‘Ver oradan İzmir Marşı’nı ver’ tarzında birçok tweet atıldı, siyasi olayların çoğunda esprili bir dille derdini dile getiren bu kitleyi gören Muharrem İnce, başkanlık adaylığı açıklandıktan sonra ilk konuşmalarından birinde, o kitleyi elinde tutmak amacıyla ‘Aç oradan İzmir Marşı’nı aç’ cümlesini kurdu. Daha önce o tweeti görmüş, yazmış, beğenmiş olan insanlar sosyal medya hesapları üzerinden konuşmanın o kısmını yayınladı. Bir başka örnek ise Başakşehir- Galatasaray maçından sonra Meral Akşener’in attığı Recep Tayyip Erdoğan 0 – 2 Galatasaray tweetidir. Olağan şartlarda bu tweeti atmaya çekinecek olan sosyal medya kullanıcıları bu tweetle birlikte Akşener’e sempati beslemeye başladı.

Anlık dönüt alma imkânını sağlayan kitle iletişim araçlarını kullanan sosyal medya kullanıcıları kendileri gibi konuşan siyasileri ve markaları gördükçe sanal bir samimiyet oluşturdu. Bu sanal samimiyet konuşma dilindeki üsluba oldukça yansıdı. Özellikle kitle iletişim araçlarının güçlü dönemlerinde doğan Z ve Alfa kuşakları dildeki resmiyetten habersizcesine karşısına çıkan her insanla akranı gibi

konuşmaya başladı. Cep telefonları, tabletleri veya nadiren kullandıkları bilgisayarlar sayesinde eriştikleri sosyal mecralardaki sanal samimiyet üsluplarına oldukça yansıdı.

Kitle iletişim araçlarının dile olan etkileri, internet erişimi olan her cihazın dünyayı kasabalaştırması ile en güçlü etkilerini gösterdiği döneme girmiştir. Konuşma dilinde tekrarı bulunan her cümlenin ve terimlerin yazı diline de etki etmesi kaçınılmaz bir son olacaktır. Aynı zamanda şirketlerin markaları insanlaştırma çabalarının yanında, daha fazla insana ulaşıp onları etkilemek amacıyla sosyal medya lisanına hâkim olmaya çalışan her birey, zamanla dildeki resmiyet olgusunun kayboluşuna zemin hazırlayacaktır. ‘Paylaşmak’ gibi anlamı değişen sözcüklerin ilk anlamlarını değiştireceği de bir gerçektir çünkü insan zihninde değişen bir anlamın dile etki etmesi zaman almayacaktır. Televizyon yayınlarıyla hayatımıza giren yeni sözcükler veya yabancı dilden çeşitli yollarla dilimize aktarılmaya başlayan sözcükler ilerleyen süreçlerde dile tamamen yerleşecektir.

Dil, kültürlerin ve toplumların mihenk taşıdır. Zamanla değişen kültüre ve toplum yapısına ayak uydurup onun da değişmeye başlaması muhtemeldir. Bir toplumu ayakta tutan ve birleştiren bir değer olan dil aynı zamanda etkileşime en açık olan unsurdur ve insana karşı savunmasızdır. Kitle iletişim araçlarının teknolojinin ayak uyduramadığımız bir hızı ile gelişmesi, kimi zaman kasti olarak değiştirildiğini düşündüğüm dil, aynı zamanda toplumdaki değişimleri izleyebilmek için bir ölçüttür. ‘Evrenselleşen’ dünyanın bir nimeti olarak kullandığımız bilgisayar programlarımızın dili olan İngilizce iyice dilimize yerleşmiş durumdadır. İzlediği televizyon dizilerinden etkilenen halk dizilerde duyduğu hitap şekillerini, alay amaçlı farklı söylenen kelimeleri tekrarın kaçınılmaz sonu olarak dile yerleştirmiştir. Bunlar gibi ve benzeri çoğu gelişmeye karşı hiçbir müdahale gücü olmayan dil, kitle iletişim araçlarının gücü sayesinde önce konuşma dilinde değişikliklere neden olarak ardından yazı diline etki edecektir. Ne yazık ki zamana ayak uyduran dil, kendine has özelliklerini zamanla kaybedecektir.

Yorum Yap

    Yorum Yap